|
HALK DILI
ILE GSM!!
Nasıl
oluyorda birini aradığımız
zaman o çıkıyor?Bu kolay
olmuyor tabii. Mikro elektronları
trektronlara çeviriyor.Bunlar birleşip
mikrodalgaları oluşturuyor.
Neyse bu mikrodalgalar mikrodalga fırınlardaki
mikrodalgalar gibi aynı,onun için
çok telefonla konuşanların
beyinleri kaşar gibi eriyerek
korteks yumurta kadar pürüzsüz oluyor..Halk
dilinde bu insanlara moron,aptal,gerizekalı,hebe
hebe,embesil gibi adlar veriliyor.Neyse
sonra bu mikrodalgalar aynı posta güvercini
gibi antenden çıkıp uçuyolar.Bunların
konması için antenler yapılmış,bunlardan
çok var ama yüksekte oldukları için
gerçek hayatta pek karşımıza
çıkmıyorlar;yani en azından
allahtan sürekli mucize bekleme
durumunda olmayan insanlar bunları
farketmiyor.Neyse,mikrodalgalar
antenlerden giriyorlar.Sonra ordan
kablolarla sıradan telefonlara yada
tekrar uçaraktan cep telefonlarına
ulaşıyorlar.Yani uzaya
gitme,uyduya çıkma olayı
bigfoot tarzı bi hikayedir.Olay
yerde bitiyor yani.Link olayı hariç
uydu kullanılmıyor,zaten öle
olsa uydusal telefon derlerdi.Peki neden
hücresel telefon?Bu mikrodalgaların
uçuş menzili 8-9 km çaplı
bir alan.Yani ne kadar çok anten var
siz hesaplayın artık.İşte
bu anten çöplüklerinin her birine hücre
deniyor.
TEKNIK
ACIKLAMA ILE GSM!!
Mobil
bir telefon geleneksel bir telefonla,
bir radyo alici-vericisinin karisimidir.
Cep telefonlari tipki bir radyo
alici-vericisi gibi ulke genelindeki
kuleler araciligi ile radyo dalgalari
alir ve gonderir.Ama bu kuleler tipki
telefon sisteminde oldugu gibi merkezi
bir yapiya baglidir.
Bugün
en hızlı yayılan ve gelişen
teknolojilerden olan cep telefonlarının
etrafa yaydığı radyasyon
konusu halen tartışılmaktadır.
Kimi, zararlı olduğunu
hararetli bir biçimde savunurken, kimi
de yayılan radyasyonun zarar
verecek kadar kuvvetli olamayacağını,
bunun için somut kanıt olmadığını
savunur. Cihazlarla konuşmasanız
bile onlar zaman zaman etrafa
ışık hızında
elektrik sinyalleri gönderir.
Sorumsuzca davranıldığında
bu sinyaller zarar verici olabilir.Tedbirli
olmak için cebin nasıl çalıştığını
öğrenmekte fayda var.
Cihazların
bizi etkilediği gibi karmaşık
elektronik aksama sahip uçak, otomobil,
otobüs vb. hassas araçların da işleyişlerinde
bazı sorunlara yol açabileceğine
birlikte bakalım.
Fakat
incelemeye girmeden önce konunun özü
hakkında biraz daha bilgi
tazelememiz gerekiyor. Tehlikenin
nereden geldiğini bilmek ve gerekli
tedbirleri "önceden"
alabilmek için GSM nedir, nasıl çalışır,
temel prensipleri nelerdir gibi soruların
cevaplarını bilmemiz gerekir.
Şimdi gelin GSM (Global İletişim
Sistemi) adı verilen mobil telefon
sisteminin gizemini birlikte çözelim.
NASIL
ÇALIŞIR?..
Cep
telefonuyla konuştuğumuzda
sesimiz, yazdığımız
kısa mesaj veya gönderdiğimiz
resimler telsiz sinyaline dönüştürülür.
Sinyallerin doğru adrese gitmesi için
sizin ve iletişim kurmak istediğiniz
kişinin "kapsama alanı"
içerisinde olması gerekir.
Kapsama alanı
"hücre" adı verilen küçük
bölgelerin bir araya gelmesiyle oluşan
dev bir ağdır. Bu
yapı aynı kocaman bir bal peteğine
benzer. Birbirine yapışık
çok sayıda hücre bütün bir
şehri, ülkeyi hatta kıtayı
kaplar. Her küçük hücrenin içerisinde
bir "baz istasyonu" bulunur.
Cep telefonu sayısı ve kullanımı
arttıkça hücre ve baz istasyonu
sayısı da artar. Bu
artışla birlikte her baz
istasyonunun yaydığı
ışıma (radyasyon) miktarı
"artmaz" tam tersine düşer.
Zira
çoğalan baz istasyonlarıyla
birlikte her istasyonun üstlendiği
iş hacmi azalır.
Böylece aygıtlar hiçbir zaman tam
kapasite ile çalışmak zorunda
kalmaz. Bu da az radyasyonun açığa
çıkması anlamına gelir.
Konuşma esnasında telefon
anteninin gönderdiği sinyaller içerisinde
bulunduğumuz hücrenin baz
istasyonu tarafından algılanarak
"merkezi bilgisayar"a yönlendirilir.
Radyasyon bağlantı aşamasında
en üst seviyeye çıkar. Bağlantı
sağlanınca azalır. Bu
yüzden numarayı çevirir çevirmez
telefonu hemen kulağınıza
yapıştırmayın.
MERKEZİ
BEYİN HER
ŞEYDEN HABERDARDIR
Merkezi
bilgisayar tüm sistemin beynidir. Kimin
nerede olduğunu bilir. Bunu şu
şekilde yapar:
Açık
olan her cep telefonu belirli aralıklarla
içerisinde bulunduğu hücrenin baz
istasyonuna "ben buradayım"
sinyali gönderir. Eğer cep
telefonu hareket halindeyse ve sürekli
bir hücreden diğerine giriyorsa
cebiniz algıladığı
her baz istasyonuna "ben geldim"
diye haber verir. Bu durumda da eğer
telefonunuzun Hücre Bilgisi bölümü
açıksa-aktifse, siz gezindikçe
ekranınızda sürekli olarak
hangi baz istasyonundan yayın alıyorsanız
onu görürsünüz. Bu da pili daha çok
çalıştırarak şarjınızın
çabucak bitmesini sağlar.
Yani
hareket halindeyseniz bu "yoklama"
işlemi 3-5 dakikada bir tekrarlanır.
Ancak, telefon sabit duruyorsa hep aynı
hücrenin içerisindeyse bu süre yarım
saate kadar çıkar. Bu olayı
kendiniz de test edebilirsiniz. Cep
telefonunuzu televizyon veya radyonuzun
yanına koyun bir süre sonra hoparlörlerden
hepinizin yakından tanıdığı
garip sesler duyacaksınızdır.
İşte
bu baz istasyonunun yoklamasıdır
ve en çok bir saniye sürer. Sizin
nerede olduğunuzu anlayan baz
istasyonu bu bilgiyi kablo veya telsiz
sinyali üzerinden merkez bilgisayara geçer.
Bilgisayar bu yöntemle kimin nerede
olduğunu öğrenir. Böylece dünyanın
neresinde olursanız olun ister
sabit ister mobil telefon üzerinden
size ulaşmak mümkün hale gelir.
Ayrıca, yapılan görüşmenin
nasıl ücretlendirileceği de
sizin bulunduğunuz yere göre değişeceğinden,
yerinizin bilinmesi çok önemlidir.
SANİYEDE
217 GÖNDERME İŞLEMİ
GSM
teknolojisinin frekans aralığı
sınırlı olduğu için
operatörler mevcut hatlardan en yüksek
verimi elde etmek zorundadır. Bu yüzden
iletişim esnasında kullanılan
hat yalnızca karşılıklı
konuşan iki kişiye ait olmaz.
Hat aynı anda en çok 8 kişiyle
paylaşılır. Söylediklerimiz
bir bütün halinde değil, küçük
paketlere bölünerek baz istasyonuna
gider.
Bölme - gönderme
işlemi 4.6 "salisede" bir
yapılır ve 1 saniye içerisinde
tam 217 (!) defa tekrarlanır. Ve
işte tam bu noktada da sorunlar başlar.
Tekrar sayısı elektrik dalgası
olarak açığa çıktığı
için çevreyi etkiler. Ancak etkileme
insan ve hassas cihazlar üzerinde farklı
şekillerde kendini gösterir.
İnsanlarda
"termik etki" adı verilen
ısınma sorunu ortaya çıkar.
Elektrik dalgalarını emen
dokularımız ısınmaya
başlar. Bu ısınma çok düşük
miktarda da olsa organlarımız
bunu hisseder.
Özellikle
elektrik sistemiyle çalışan
sinir sistemimiz bu tür dış
etkilerin hemen etki alanına girer.
Baş ağrısı, titreme,
uykusuzluk, kalp çarpıntısı
gibi bünyeye bağlı birçok
farklı tepki ortaya çıkar. Bu
belirtiler uzun süreli cep telefonu
kullanımı veya
ışımanın bol olduğu
yerlerde kendini gösterir. Yani hemen
fark edilebilecek, ani olaylar değildirler.
Görülmeleri için zaman gerekir. Alçak
basınç sonucu üzerimizden geçen
elektrik yüklü yağmur bulutları
da birçok insanı benzer şekilde
etkiler.
Böyle
havalarda bazı elektronik cihazların
düzgün çalışmadığını
görmüşsünüzdür. Tüm
bunların nedeni, havadaki yoğun
miktardaki manyetik alanlardır.
Kaynaklar:
http://www.tubitak.gov.tr/
http://www.pclabs.gen.tr/
|